Site Haritasi
Spor Toto Süper Lig
Referandum Anketi
haber
HABER ARAMA
Web Haber     haber ara
Anasayfa
Türkiye
Siyaset
Spor
Teknoloji
Dünya
Ekonomi
Sağlık
Yaşam
Sanat
Eğitim
Haber Detay

Kürtler bu tuzağa düşmemeli

Geçtiğimiz günlerde basına Barış ve Demokrasi Parti'li belediye başkanlarının, Diyarbakır'da toplanarak, "merkezi hükümetten tamamen bağımsız hale gelmek i

Kürtler bu tuzağa düşmemeli
Kürtler
"ÖZERKLİK" VE "AYRILMA" TALEPLERİ RASYONEL VE GERÇEKÇİ DEĞİL!..

ANADOLU, ETNİK KAYNAŞMANIN ETNİK AYRIŞMAYI YENDİĞİ TOPRAKLAR OLARAK KALMAYA DEVAM EDECEKTİR!..
Geçtiğimiz günlerde basına Barış ve Demokrasi Parti'li belediye başkanlarının, Diyarbakır'da toplanarak, "merkezi hükümetten tamamen bağımsız hale gelmek için mücadele" edecekleri yönünde bir haber yansıdı.
Daha sonra da örgüt liderlerinden Cemil Bayık'ın şu açıklaması yansıdı: "Eğer Türk devleti çözüme yanaşırsa, biz demokratik özerkliği Türk devletiyle gerçekleştiririz. Türk devleti buna gelmezse, Kürt sorununu demokratik özerklik temelinde yine çözeriz. Şimdi yapmak istediğimiz de budur. Yakında bunun resmî ilanını da yapacağız."
Özerklik kelimesi, sözlük anlamıyla birlikte, Avrupa Birliği'nce 1985 yılında yayımlanmış ‘Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' (AYÖŞ) anlaşması yerine de kullanılmaktadır. Özerk kelimesinin sözlük anlamı; "Ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendisini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom"dur.
Siyasal hayatta ilk kez 1950 sonrası tartışmaları sırasında çeşitli kurumlar için özerklik istenmiş ve üniversite ve devlet radyo yönetimlerinin "özerklik" özelliği 1961 Anayasası'na konulmuştu. 1991'de Türkiye tarafından uygun bulunan AYÖŞ'nin 31 hükmü vardır. Ancak bunlardan da, Yerel yönetimlerin kendi iç idarî örgütlenmelerini kararlaştırması, özerk yönetim ilkelerine riayetin sağlanması amacıyla yargı yoluna başvurma hakkı, yapılan hibelerin belli projelerin finansmanına tahsis edilme koşulu taşımaması gibi hükümlere çekince konmuştur.
Şimdi PKK'nın ne yapacağına gelelim. Niyet pek açık değil!

Belediyelerin çalışmalarında "özerk davranmak" mı istenmektedir? Yoksa, kendi anlayışları içinde muhtar olmak için "özerklik ilan etmek" mi tercih edilmektedir?..
Eğer birincisi, yani belediye kanunu ve bütçe kanunları içinde AYÖŞ hükümlerinin uygulanmaya başlanması, merkezi idarenin uygulamaya katılmasının sağlanması, il özel idarelerle belediyelerin ortak proje yürütmeleri ve eksik yönetmeliklerin tamamlanması gibi çalışmaları yürütmekse, bu yol Türkiye'ye yeni bir ufuk açar.
Ancak ikincisi, hiçbir hazırlık yapmadan, raftan indiriyormuş gibi ‘özerklik ilan etmek' ise, sadece ülkede kavga çıkarır! Ne idareye, ne oralardaki belediyelere, ne Kürtlere, ne de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bir yararı olur.
Bu aşamada birkaç noktaya dikkat çekmekte yarar görüyorum:
Türkiye'de Türkler ile Kürtlerin ayrılması, eşlerin boşanması gibi olmaz, bir gövdenin yarılması gibi felaketli olur!
Gözlemlerimden ve aldığım okuyucu ve izleyici maillerinden anlıyorum ki, iki taraflı ayrışma duygusu derinleşiyor maalesef. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in "etnik temelde bölünme duygusu sinsice toplumun kılcal damarlarına nüfuz etmeye başladığı" kaygısı maalesef gerçekçidir. Ancak Batı illerinde doğurganlık yüzde 2'ye indiği halde, en yüksek nüfus artışının Marmara Bölgesi'nde olmasının sebebi de iç göçtür, iç içe geçiştir.
Peki, durum böyleyken ayrılma nasıl olacak?..

PKK'nın "demokratik özerklik" denilen "Stalinist komiserler" yönetimi nerelerde kurulacak?! Türkiye genelinde bu kadar iç içe geçmiş nüfus bileşimi o zaman ne olacak?!
Kimlik sorunları "rasyonel" görüş farklarına değil, "duygusal" ayrışmalara dayandığı için rasyonel çözümler üretilmesi çok zordur. Onun için bu konularda "aklın yolu" kolay kolay bulunamıyor.
Evet, Türkiye'nin işi çok zordur. Türkiye'de yaşayan hiç kimse "göçmen" değil; sadece resmi aidiyet değil, "toprak" da onurun bir parçasıdır... Duygular ne kadar ayrışsa da Türkiye'de yaşayanların "aklın yolu"nu aramaktan, ılımlı ve soğukkanlı olmaktan başka bir yol yok önlerinde. Duyguların peşine takılırsak varılacak yer, bu kadar iç içe geçmiş bir gövdenin yarılması, Yugoslavya'ya rahmet okutacak felaketlerin patlak vermesidir!..
Türkiye için yararlı tek milliyetçilik vardır, o da vatandaşların tümünü kucaklayan ve tümünün haklarını savunan, tarihten gelen ortak değerleri ve kurumları ile Anayasa'nın değişmez ilkelerini esas alan bir "demokratik milliyetçilik"tir.
Kesin olarak inandığım bir şey var: Kürtler artık şiddet, ölüm, kan istemiyor. Kürtler daha özgür, daha demokratik bir Türkiye'de sosyal, ekonomik ve kültürel yönden daha iyi yaşamak, medeni dünyanın bir parçası olmak istiyor. Rant kapısının bekçileri taşeron PKK ve siyasi uzantıları ise, Türkiye'de barışa, huzura ve demokrasinin üzerine sürekli kezzap dökmeye çalışıyor.
SON SÖZ. Türkiye'de herkes farkını dillendirebilmeli, ama bu, ülkenin milli birlik ve bütünlüğünü, üniter yapısını, birlikte yaşama iradesi ve demokrasiyi güçlendirmeye yönelik olmalıdır. Anadolu, etnik kaynaşmanın etnik ayrışmayı her zaman yendiği bir yerdir ve hep öyle kalacaktır.
Bu konuda daha yazmaya devam edeceğim..

Nail Amudi

Referandum Ankati

Referandum kitapçığı

12 Eylül Referandum




Kürtler google ara


Kürtler google haber ara

30 Temmuz 2010 16:20 Tarihli haber

facebook Twitter Bookmark digg it digg it Google kaydet! stumbleupon
Çıktı Yukarı Çık
Baslik:
Metin: /500


Yorumlar ___________________________________________________________________